Surah An-Najm

    The Star

    النجم
    Progress1 / 62
    1
    النجم
    وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ
    Click to flip

    You've completed An-Najm!

    Swipe or use ← → keys to navigate, Space to flip

    About Surah An-Najm

    An-Najm, the Star, opens by affirming that the Prophet (peace be upon him) did not speak from desire, but conveyed revelation. It refers to the ascension and the limits of human knowledge, and rejects the false idols people had invented. It reminds everyone that each person carries their own burden and is rewarded for their own effort.

    Truth of revelationRejecting false idolsPersonal accountabilityEffort and reward

    Arabic: Uthmani script (Hafs). Translation: Turkish (Türkçe). Recitation: Mishary Rashid Alafasy. See Sources for full attribution.

    Surah An-Najm (The Star)

    Surah 53 of the Holy Quran · Meccan · 62 verses

    Also spelled: An Najm, AnNajm, Najm, The Star

    Surah An-Najm (The Star) is the 53th chapter of the Holy Quran. It was revealed in Mecca and contains 62 verses (ayahs). Read it below with the Arabic text, transliteration, and Turkish translation, or open it as interactive flashcards to memorize it verse by verse.

    Read the full surah as text
    1. 53:1

      وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ

      Wannajmi izaa hawaa

      Batmakta olan yıldıza and olsun ki,

    2. 53:2

      مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ

      Maa dalla saahibukum wa maa ghawaa

      Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.

    3. 53:3

      وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ

      Wa maa yyantiqu 'anilhawaaa

      O, kendiliğinden konuşmamaktadır.

    4. 53:4

      إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌۭ يُوحَىٰ

      In huwa illaa Wahyuny yoohaa

      Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir.

    5. 53:5

      عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ

      'Allamahoo shadeedul quwaa

      Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

    6. 53:6

      ذُو مِرَّةٍۢ فَٱسْتَوَىٰ

      Zoo mirratin fastawaa

      Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

    7. 53:7

      وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ

      Wa huwa bil ufuqil a'laa

      Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

    8. 53:8

      ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ

      Summa danaa fatadalla

      Sonra yaklaşmış ve inmiştir.

    9. 53:9

      فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ

      Fakaana qaaba qawsaini aw adnaa

      Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu.

    10. 53:10

      فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ

      Fa awhaaa ilaa 'abdihee maaa awhaa

      Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti.

    11. 53:11

      مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ

      Maa kazabal fu'aadu maa ra aa

      Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.

    12. 53:12

      أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ

      Afatumaaroonahoo 'alaa maayaraa

      Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız?

    13. 53:13

      وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ

      Wa laqad ra aahu nazlatan ukhraa

      And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.

    14. 53:14

      عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ

      'Inda sidratil muntaha

      And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.

    15. 53:15

      عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ

      'Indahaa jannatul maawaa

      Orada Me'va cenneti vardır.

    16. 53:16

      إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ

      Iz yaghshas sidrata maa yaghshaa

      Sidre'yi bürüyen bürüyordu.

    17. 53:17

      مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ

      Maa zaaghal basaru wa maa taghaa

      Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı.

    18. 53:18

      لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ

      Laqad ra aa min aayaati Rabbihil kubraaa

      And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü.

    19. 53:19

      أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ

      Afara'aytumul laata wal 'uzzaa

      Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?

    20. 53:20

      وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ

      Wa manaatas saalisatal ukhraa

      Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?

    21. 53:21

      أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ

      A-lakumuz zakaru wa lahul unsaa

      Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın mı?

    22. 53:22

      تِلْكَ إِذًۭا قِسْمَةٌۭ ضِيزَىٰٓ

      Tilka izan qismatun deezaa

      Öyleyse bu haksız bir paylaşma;

    23. 53:23

      إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌۭ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ

      In hiya illaaa asmaaa'un sammaitumoohaaa antum wa aabaaa'ukum maaa anzalal laahu bihaa min sultaan; inyyattabi'oona illaz zanna wa maa tahwal anfusu wa laqad jaaa'ahum mir Rabbihimul hudaa

      Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir.

    24. 53:24

      أَمْ لِلْإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ

      Am lil insaani maa taman naa

      Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır?

    25. 53:25

      فَلِلَّهِ ٱلْءَاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ

      Falillaahil aakhiratu wal oolaa

      Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır.

    26. 53:26

      ۞ وَكَم مِّن مَّلَكٍۢ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ

      Wa kam mim malakin fissamaawaati laa tughnee shafaa'atuhum shai'an illaa mim ba'di anyyaazanal laahu limany yashaaa'u wa yardaa

      Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz.

    27. 53:27

      إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ

      innal lazeena laa yu'minoona bil aakhirati la yusammoonal malaaa'ikata tasmiyatal unsaa

      Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere "dişi" adını takarlar.

    28. 53:28

      وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ ۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًۭٔا

      Wa maa lahum bihee min 'ilmin iny yattabi'oona illaz zanna wa innaz zanna laa yughnee minal haqqi shai'aa

      Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez.

    29. 53:29

      فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

      Fa a'rid 'am man tawallaa 'an zikrinaa wa lam yurid illal hayaatad dunyaa

      Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlere aldırma.

    30. 53:30

      ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ

      Zalika mablaghuhum minal 'ilm; inna rabbaka huwa a'lamu biman dalla 'an sabee lihee wa huwa a'lamu bimanih tadaa

      Bu onların ulaştıkları bilginin seviyesini gösterir. Doğrusu Rabbin yolundan sapmış olanı pek iyi bilir, doğru yolda olanı da çok iyi bilir.

    31. 53:31

      وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى

      Wa lillaahi maa fis samaawaati wa maa fil ardi liyajziyal lazeena asaaa'oo bimaa 'amiloo wa yajziyal lazeena ahsanoo bilhusnaa

      Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.

    32. 53:32

      ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌۭ فِى بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

      Allazeena yajtaniboona kabaaa'iral ismi walfawaa hisha illal lamam; inna rabbaka waasi'ul maghfirah; huwa a'lamu bikum iz ansha akum minal ardi wa iz antum ajinnatun fee butooni umma haatikum falaa tuzakkooo anfusakum huwa a'lamu bimanit taqaa

      Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.

    33. 53:33

      أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ

      Afara'ayatal lazee tawallaa

      Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"

    34. 53:34

      وَأَعْطَىٰ قَلِيلًۭا وَأَكْدَىٰٓ

      Wa a'taa qaleelanw wa akdaa

      Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"

    35. 53:35

      أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ

      A'indahoo 'ilmul ghaibi fahuwa yaraa

      Görülmeyenin ilmi yanında da o mu görüyor?

    36. 53:36

      أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ

      Am lam yunabbaa bimaa fee suhuhfi Moosa

      Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?

    37. 53:37

      وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ

      Wa Ibraaheemal lazee waffaaa

      Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?

    38. 53:38

      أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌۭ وِزْرَ أُخْرَىٰ

      Allaa taziru waaziratunw wizra ukhraa

      Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez;

    39. 53:39

      وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

      Wa al laisa lil insaani illaa maa sa'aa

      İnsan ancak çalıştığına erişir.

    40. 53:40

      وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ

      Wa anna sa'yahoo sawfa yuraa

      Onun çalışması şüphesiz görülecektir.

    41. 53:41

      ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ

      Summa yujzaahul jazaaa 'al awfaa

      Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir.

    42. 53:42

      وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ

      Wa anna ilaa rabbikal muntahaa

      Doğrusu son varış Rabbinedir.

    43. 53:43

      وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ

      Wa annahoo huwa adhaka wa abkaa

      Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur.

    44. 53:44

      وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا

      Wa annahoo huwa amaata wa ahyaa

      Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur.

    45. 53:45

      وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ

      Wa annahoo khalaqaz zawjainiz zakara wal unsaa

      Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.

    46. 53:46

      مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ

      Min nutfatin izaa tumnaa

      Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.

    47. 53:47

      وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ

      Wa anna 'alaihin nash atal ukhraa

      Doğrusu ölümden sonra tekrar dirilten de O'dur.

    48. 53:48

      وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ

      Wa annahoo huwa aghnaa wa aqnaa

      Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur.

    49. 53:49

      وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ

      Wa annahoo huwa rabbush shi'raa

      Doğrusu Şira yıldızının Rabbi O'dur.

    50. 53:50

      وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ

      Wa annahooo ahlak a 'Aadanil oolaa

      İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.

    51. 53:51

      وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ

      Wa samooda famaaa abqaa

      İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.

    52. 53:52

      وَقَوْمَ نُوحٍۢ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ

      Wa qawma Noohim min qablu innahum kaanoo hum azlama wa atghaa

      Daha önce de Nuh milletini yok eden O'dur; çünkü onlar çok zalim ve pek taşkın kimselerdi.

    53. 53:53

      وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ

      Wal mu'tafikata ahwaa

      Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur.

    54. 53:54

      فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ

      Faghashshaahaa maa ghashshaa

      Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur.

    55. 53:55

      فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ

      Fabi ayyi aalaaa'i Rabbika tatamaaraa

      Ey kişi! Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersin?

    56. 53:56

      هَٰذَا نَذِيرٌۭ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ

      Haazaa nazeerum minan nuzuril oolaa

      İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır.

    57. 53:57

      أَزِفَتِ ٱلْءَازِفَةُ

      Azifatil laazifah

      Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır.

    58. 53:58

      لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ

      Laisa lahaa min doonil laahi kaashifah

      Onu Allah'tan başka ortaya koyacak yoktur.

    59. 53:59

      أَفَمِنْ هَٰذَا ٱلْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ

      Afamin hazal hadeesi ta'jaboon

      Bu söze mi şaşıyorsunuz?

    60. 53:60

      وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ

      Wa tadhakoona wa laa tabkoon

      Gülüyorsunuz... Ağlamıyorsunuz.

    61. 53:61

      وَأَنتُمْ سَٰمِدُونَ

      Wa antum saamidoon

      Habersiz oyalanmaktasınız.

    62. 53:62

      فَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ وَٱعْبُدُوا۟ ۩

      Fasjudoo lillaahi wa'budoo

      Artık secdeye varın, Allah'a kulluk edin.