Surah Adh-Dhariyat

    The Winnowing Winds

    الذاريات
    Progress1 / 60
    1
    الذاريات
    وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرْوًۭا
    Click to flip

    You've completed Adh-Dhariyat!

    Swipe or use ← → keys to navigate, Space to flip

    About Surah Adh-Dhariyat

    Adh-Dhariyat, the Winnowing Winds, opens with an oath by the scattering winds and affirms that the promise of recompense is true. It recalls the guests of Ibrahim and the destruction of past nations, and states the purpose of creation in one clear line: that jinn and humans were created to worship Allah.

    Truth of the promiseThe guests of IbrahimPurpose of creationWorship

    Arabic: Uthmani script (Hafs). Translation: Turkish (Türkçe). Recitation: Mishary Rashid Alafasy. See Sources for full attribution.

    Surah Adh-Dhariyat (The Winnowing Winds)

    Surah 51 of the Holy Quran · Meccan · 60 verses

    Also spelled: Adh Dhariyat, AdhDhariyat, The Winnowing Winds

    Surah Adh-Dhariyat (The Winnowing Winds) is the 51th chapter of the Holy Quran. It was revealed in Mecca and contains 60 verses (ayahs). Read it below with the Arabic text, transliteration, and Turkish translation, or open it as interactive flashcards to memorize it verse by verse.

    Read the full surah as text
    1. 51:1

      وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرْوًۭا

      Waz-zaariyaati zarwaa

      Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

    2. 51:2

      فَٱلْحَٰمِلَٰتِ وِقْرًۭا

      Falhaamilaati wiqraa

      Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

    3. 51:3

      فَٱلْجَٰرِيَٰتِ يُسْرًۭا

      Faljaariyaati yusraa

      Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

    4. 51:4

      فَٱلْمُقَسِّمَٰتِ أَمْرًا

      Falmuqassimaati amraa

      Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

    5. 51:5

      إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌۭ

      Innamaa too'adoona la-saadiq

      Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

    6. 51:6

      وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌۭ

      Wa innad deena la waaqi'

      Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

    7. 51:7

      وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ

      Wassamaaa'i zaatil hubuk

      İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.

    8. 51:8

      إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍۢ مُّخْتَلِفٍۢ

      Innakum lafee qawlim mukhtalif

      İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.

    9. 51:9

      يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ

      Yu'faku 'anhu man ufik

      Bundan, dönebilecek kimseler döndürülür.

    10. 51:10

      قُتِلَ ٱلْخَرَّٰصُونَ

      Qutilal kharraasoon

      Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!

    11. 51:11

      ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍۢ سَاهُونَ

      Allazeena hum fee ghamratin saahoon

      Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!

    12. 51:12

      يَسْـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ

      Yas'aloona ayyaana yawmud Deen

      İşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar.

    13. 51:13

      يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ

      Yawma hum 'alan naari yuftanoon

      O, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür.

    14. 51:14

      ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ

      Zooqoo fitnatakum haa zal lazee kuntum bihee tas ta'jiloon

      Onlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir.

    15. 51:15

      إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍ

      Innal muttaqeena fee jannaatinw wa 'uyoon

      Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.

    16. 51:16

      ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ

      Aakhizeena maaa aataahum Rabbuhum; innahum kaanoo qabla zaalika muhsineen

      Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.

    17. 51:17

      كَانُوا۟ قَلِيلًۭا مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ

      kaanoo qaleelam minal laili maa yahja'oon

      Onlar, geceleri az uyuyanlardı.

    18. 51:18

      وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

      Wa bilashaari hum yastaghfiroon

      Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.

    19. 51:19

      وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّۭ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ

      Wa feee amwaalihim haqqul lissaaa'ili walmahroom

      Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi.

    20. 51:20

      وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَٰتٌۭ لِّلْمُوقِنِينَ

      Wa fil ardi aayaatul lilmooqineen

      Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?

    21. 51:21

      وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ ۚ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

      Wa feee anfusikum; afalaa tubsiroon

      Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?

    22. 51:22

      وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ

      Wa fissamaaa'i rizqukum wa maa too'adoon

      Rızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir.

    23. 51:23

      فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّۭ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ

      Fawa Rabbis samaaa'i wal ardi innahoo lahaqqum misla maa annakum tantiqoon

      Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir.

    24. 51:24

      هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ

      Hal ataaka hadeesu daifi Ibraaheemal mukrameen

      İbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi?

    25. 51:25

      إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًۭا ۖ قَالَ سَلَٰمٌۭ قَوْمٌۭ مُّنكَرُونَ

      Iz dakhaloo 'alaihi faqaaloo salaaman qaala salaamun qawmum munkaroon

      Onlar, İbrahim'in yanına girip: "Selam sana" demişlerdi, İbrahim de: "Selam size" demişti; içinden de, onların "tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti.

    26. 51:26

      فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍۢ سَمِينٍۢ

      Faraagha ilaaa ahlihee fajaaa'a bi'ijlin sameen

      Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.

    27. 51:27

      فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

      Faqarrabahooo ilaihim qaala alaa taakuloon

      Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.

    28. 51:28

      فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةًۭ ۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ ۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍۢ

      Fa awjasa minhm khee fatan qaaloo laa takhaf wa bashsharoohu bighulaamin 'aleem

      (Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler.

    29. 51:29

      فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍۢ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌۭ

      Fa aqbalatim ra-atuhoo fee sarratin fasakkat wajhahaa wa qaalat 'ajoozun 'aqeem

      Bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: "kısır bir kocakarı!" dedi.

    30. 51:30

      قَالُوا۟ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ

      Qaaloo kazaaliki qaala Rabbuki innahoo huwal hakeemul 'aleem

      Melekler: "Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, Hakim olandır, bilendir" dediler.

    31. 51:31

      ۞ قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

      Qaala famaa khatbukum ayyuhal mursaloon

      İbrahim: "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi.

    32. 51:32

      قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍۢ مُّجْرِمِينَ

      Qaalooo innaaa ursilnaaa ilaa qawmim mujrimeen

      Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.

    33. 51:33

      لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةًۭ مِّن طِينٍۢ

      Linursila 'alaihim hijaa ratam min teen

      Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.

    34. 51:34

      مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ

      Musawwamatan 'inda rabbika lilmusrifeen

      Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.

    35. 51:35

      فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

      Fa akhrajnaa man kaana feehaa minal mu'mineen

      Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık.

    36. 51:36

      فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍۢ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

      Famaa wajadnaa feehaa ghaira baitim minal muslimeen

      Zaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk.

    37. 51:37

      وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةًۭ لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

      Wa taraknaa feehaaa aayatal lillazeena yakhaafoonal 'azaabal aleem

      Can yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık.

    38. 51:38

      وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍۢ

      Wa fee Moosaaa iz arsalnaahu ilaa Fir'wna bisultaa nim mubeen

      Musa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik.

    39. 51:39

      فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌۭ

      Fatawalla biruknihee wa qaala saahirun aw majnoon

      Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi.

    40. 51:40

      فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌۭ

      Fa akhaznaahu wa junoo dahoo fanabaznaahum fil yammi wa huwa muleem

      Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.

    41. 51:41

      وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ

      Wa fee 'Aadin iz arsalnaa 'alaihimur reehal'aqeem

      Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.

    42. 51:42

      مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ

      Maa tazaru min shai'in atat 'alaihi illaa ja'alat hu karrameem

      Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.

    43. 51:43

      وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِينٍۢ

      Wa fee Samooda iz qeela lahum tamatta''oo hattaa heen

      Semud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir süreye kadar zevklenin" denmişti.

    44. 51:44

      فَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ

      Fa'ataw 'an amri Rabbihim fa akhazal humus saa'iqatu wa hum yanzuroon

      Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.

    45. 51:45

      فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مِن قِيَامٍۢ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِينَ

      Famas tataa'oo min qiyaaminw wa maa kaanoo muntasireen

      Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler.

    46. 51:46

      وَقَوْمَ نُوحٍۢ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًۭا فَٰسِقِينَ

      Wa qawma Noohim min qablu innahum kaano qawman faasiqeen

      Daha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti.

    47. 51:47

      وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَٰهَا بِأَيْي۟دٍۢ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ

      Wassamaaa'a banainaa haa bi aydinw wa innaa lamoosi'oon

      Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz.

    48. 51:48

      وَٱلْأَرْضَ فَرَشْنَٰهَا فَنِعْمَ ٱلْمَٰهِدُونَ

      Wal arda farashnaahaa fani'mal maahidoon

      Yeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz!

    49. 51:49

      وَمِن كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

      Wa min kulli shai'in khalaqnaa zawjaini la'allakum tazakkaroon

      İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır.

    50. 51:50

      فَفِرُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ

      Fafirrooo ilal laahi innee lakum minhu nazeerum mubeen

      De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."

    51. 51:51

      وَلَا تَجْعَلُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ

      Wa laa taj'aloo ma'al laahi ilaahan aakhara innee lakum minhu nazeerum mubeen

      "Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."

    52. 51:52

      كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ

      Kazaalika maaa atal lazeena min qablihim mir Rasoolin illaa qaaloo saahirun aw majnoon

      Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi.

    53. 51:53

      أَتَوَاصَوْا۟ بِهِۦ ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌۭ طَاغُونَ

      Atawaasaw bih; bal hum qawmun taaghoon

      Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir.

    54. 51:54

      فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍۢ

      Fatawalla 'anhum famaaa anta bimaloom

      Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.

    55. 51:55

      وَذَكِّرْ فَإِنَّ ٱلذِّكْرَىٰ تَنفَعُ ٱلْمُؤْمِنِينَ

      Wa zakkir fa innaz zikraa tanfa'ul mu'mineen

      Öğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir.

    56. 51:56

      وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ

      Wa maa khalaqtul jinna wal insa illaa liya'budoon

      Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır.

    57. 51:57

      مَآ أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍۢ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ

      Maaa ureedu minhum mir rizqinw wa maaa ureedu anyyut'imoon

      Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem.

    58. 51:58

      إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلْقُوَّةِ ٱلْمَتِينُ

      Innal laaha Huwar Razzaaqu Zul Quwwatil Mateen

      Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır.

    59. 51:59

      فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبًۭا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ

      Fa inna lillazeena zalamoo zanoobam misla zanoobi ashaabihim falaa yasta'jiloon

      Zulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler.

    60. 51:60

      فَوَيْلٌۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

      Fawailul lillazeena kafaroo miny yawmihimul lazee yoo'adoon

      Söz verilen günün azabından vay o inkar edenlere!