Surah An-Naba

    The Tidings

    النبأ
    Progress1 / 40
    1
    النبأ
    عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ
    Click to flip

    You've completed An-Naba!

    Swipe or use ← → keys to navigate, Space to flip

    About Surah An-Naba

    An-Naba, the Tidings, opens Juz Amma by asking what the people are questioning about, then answers with the great news of the Day of Judgment. It points to the earth as a resting place, the mountains as pegs, sleep as rest, and the night as a covering, all signs of a wise Creator who will surely bring the appointed Day.

    The great newsSigns of the CreatorThe Day of JudgmentReflection

    Arabic: Uthmani script (Hafs). Translation: Turkish (Türkçe). Recitation: Mishary Rashid Alafasy. See Sources for full attribution.

    Surah An-Naba (The Tidings)

    Surah 78 of the Holy Quran · Meccan · 40 verses

    Also spelled: An Naba, AnNaba, Naba, The Tidings, The Great News, Amma

    Surah An-Naba (The Tidings) is the 78th chapter of the Holy Quran. It was revealed in Mecca and contains 40 verses (ayahs). Read it below with the Arabic text, transliteration, and Turkish translation, or open it as interactive flashcards to memorize it verse by verse.

    Read the full surah as text
    1. 78:1

      عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ

      'Amma Yatasaa-aloon

      Neyi soruşturuyorlar?

    2. 78:2

      عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ

      'Anin-nabaa-il 'azeem

      Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?

    3. 78:3

      ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ

      Allazi hum feehi mukh talifoon

      Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?

    4. 78:4

      كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

      Kallaa sa y'alamoon

      Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.

    5. 78:5

      ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

      Thumma kallaa sa y'alamoon

      Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.

    6. 78:6

      أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًۭا

      Alam naj'alil arda mihaa da

      Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?

    7. 78:7

      وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًۭا

      Wal jibaala au taada

      Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?

    8. 78:8

      وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًۭا

      Wa khalaq naakum azwaaja

      Sizi çift çift yarattık;

    9. 78:9

      وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًۭا

      Waja'alnan naumakum subata

      Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;

    10. 78:10

      وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًۭا

      Waja'alnal laila libasa

      Geceyi bir örtü yaptık;

    11. 78:11

      وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًۭا

      Waja'alnan nahara ma 'aasha

      Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;

    12. 78:12

      وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًۭا شِدَادًۭا

      Wa banaina fauqakum sab 'an shi daada

      Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;

    13. 78:13

      وَجَعَلْنَا سِرَاجًۭا وَهَّاجًۭا

      Waja'alna siraajaw wah haaja

      Parlak ışık veren güneşi varettik;

    14. 78:14

      وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءًۭ ثَجَّاجًۭا

      Wa anzalna minal m'usiraati maa-an saj-jaaja

      Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

    15. 78:15

      لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّۭا وَنَبَاتًۭا

      Linukh rija bihee habbaw wana baata

      Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

    16. 78:16

      وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا

      Wa jan naatin alfafa

      Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

    17. 78:17

      إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًۭا

      Inna yaumal-fasli kana miqaata

      Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.

    18. 78:18

      يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًۭا

      Yauma yun fakhu fis-soori fataa toona afwaaja

      Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.

    19. 78:19

      وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًۭا

      Wa futiha tis samaa-u fakaanat abwaaba

      Gökler kapı kapı açılacaktır.

    20. 78:20

      وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا

      Wa suyyi raatil jibaalu fa kaanat saraaba

      Dağlar yürütülüp serap olacaktır.

    21. 78:21

      إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًۭا

      Inna jahan nama kaanat mirsaada

      Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.

    22. 78:22

      لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًۭا

      Lit taa gheena ma aaba

      Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.

    23. 78:23

      لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًۭا

      Laa bitheena feehaa ahqaaba

      Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.

    24. 78:24

      لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًۭا وَلَا شَرَابًا

      Laa ya zooqoona feeha bar daw walaa sharaaba

      Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

    25. 78:25

      إِلَّا حَمِيمًۭا وَغَسَّاقًۭا

      Illa hamee maw-wa ghas saaqa

      Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

    26. 78:26

      جَزَآءًۭ وِفَاقًا

      Jazaa-aw wi faaqa

      Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

    27. 78:27

      إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًۭا

      Innahum kaanu laa yarjoona hisaaba

      Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.

    28. 78:28

      وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًۭا

      Wa kazzabu bi aayaa tina kizzaba

      Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.

    29. 78:29

      وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًۭا

      Wa kulla shai-in ahsai naahu kitaa ba

      Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.

    30. 78:30

      فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا

      Fa zooqoo falan-nazee dakum ill-laa azaaba

      Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."

    31. 78:31

      إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا

      Inna lil mutta qeena mafaaza

      Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

    32. 78:32

      حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًۭا

      Hadaa-iqa wa a'anaa ba

      Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

    33. 78:33

      وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًۭا

      Wa kaawa 'iba at raaba

      Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

    34. 78:34

      وَكَأْسًۭا دِهَاقًۭا

      Wa ka'san di haaqa

      Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

    35. 78:35

      لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا كِذَّٰبًۭا

      Laa yasma'oona fiha lagh waw walaa kizzaba

      Orada boş ve yalan söz işitmezler.

    36. 78:36

      جَزَآءًۭ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًۭا

      Jazaa-am mir-rabbika ataa-an hisaaba

      Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir.

    37. 78:37

      رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًۭا

      Rabbis samaa waati wal ardi wa maa baina humar rahmaani laa yam likoona minhu khi taaba

      O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.

    38. 78:38

      يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّۭا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًۭا

      Yauma yaqoo mur roohu wal malaa-ikatu saf-fal laa yata kalla moona illa man azina lahur rahmaanu wa qaala sawaaba

      Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.

    39. 78:39

      ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا

      Zaalikal yaumul haqqu faman shaa-at ta khaaza ill-laa rabbihi ma-aaba

      İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser.

    40. 78:40

      إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًۭا قَرِيبًۭا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا

      In naa anzar naakum azaaban qareebaiy-yauma yan zurul marr-u maa qaddamat yadaahu wa ya qoolul-kaafiru yaa lai tanee kuntu turaaba

      Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der.